GMK 40+
GMK 40+, GMK Publications, October 2021.
Published by the Graphic Designers Association, GMK40+ covers forty years of the associations work. Here are my answers from an interview conducted by the editor and researcher of the publication Eda Sezgin in 2019.
1998
“Working as an association is a difficult job; the main thing is “sustainability”, which sounds nice but is a difficult concept to implement. No matter how you look at it, we are talking about a 40-year association. In Turkey, 40 years without interruption is a miracle in my opinion! It also means wanting to do a lot but not being able to please everyone; a changing world, increasing expectations, different perspectives... I joined the Board of Directors in 1998. We were a young team, there was no hierarchy, generational clash or conflict among us; we were also close in age.
I had become a member of AIGA (American Institute of Graphic Arts) while I was studying in New York. It was a student membership and thanks to this, I could attend many events and exhibitions. I had also visited their headquarters in Manhattan a couple of times. What caught my attention was the professionalism of the environment and employees. 
As a team, you can achieve great things together, but if the aim is sustainability and knowledge transfer, there needs to be an ongoing and systematic operation in the background despite changing individuals. I saw GMK, which I have been following since my student years, as a structure that was deep-rooted but mostly shaped by personal efforts, and that needed to be more institutionalized and open to different voices. During our tenure, we made great efforts to gain a permanent address for the association, but we were not successful. Now, with the awareness of how difficult these things are, I can look at it from a different perspective; those before us worked devotedly for graphic design to be seen as a profession, carried out important productions and events, and trained younger generations. Things need to be evaluated in their context. If we can discuss something on behalf of our profession today, if we can apply professional standards, all these past efforts and knowledge are noteworthy.”
2000
“We were together with Ulaş Eryavuz, Çağla Turgul and Burcu Kayalar in the Dediki design group. We divided the work among ourselves; one of us designed each issue. First, we published a piece on Tibor Kalman, then we developed the Dediki format. We also won the Periodical Design Award in the Graphic Products Competition.”

2001
“GMK had set up the GMK Forum before the website, a kind of chat room. The aim was to create an online environment where participants could discuss professional issues and help each other. One day I was curious and joined the forum; there was a heated discussion about how to reduce the prices suggested by the Association. I found it strange. Our concern should have been not how to reduce but how to increase. Our main concern should have been how to earn more as designers.” 
“In 2001, Burcu Kayalar and I attended the ICOGRADA meeting in Johannesburg as GMK representatives. We were asked to make a presentation there about our design pricing method. GMK’s Proposed Base Price List publication had started years before us. When I was working at the agency, it was also used as a basis together with the Advertising Association’s price list. When I started my own studio, GMK’s price list was a reference that freelance designers like me frequently used. But at some point, it had become disconnected from reality. The intention was very good, but based on that tariff, for the cost of a book design, you could almost buy an apartment. Now, which client would give you that money, especially if you were just starting out? Maybe they wouldn’t question those prices coming from an agency or a foreign designer, but with a local designer, they would think twice. Therefore, the list had become dysfunctional in most cases, and it was also creating unfair competition. We attended the ICOGRADA meeting during a period of such difficulties. On the first day, the representatives of the German professional organization made their presentations first. You know, the train expected at 15:02 in their country arrives exactly at 15:02, well the pricing methods are the same; everything from office rent to heating, from courier expenses to the kilowatt-hour fee for electricity spent, from the water they consume to the fonts they buy is taken into account down to the smallest detail. Then the Japanese took the stage, and their presentation was even more detailed. Compared to these two examples, I think we couldn’t present a solid enough argument. We had a hard time explaining a pricing method that had no concrete basis (apart from years of high inflation). I think it was the right decision to discontinue this list, which was difficult to explain and had lost its relevance."
GMK 40+
GMK 40+, GMK Yayınları, Ekim 2021.

Grafik Tasarımcılar Meslek Kuruluşu’nun 40 yıllık çalışmalarını kapsayan GMK 40+'nın editörlüğünü ve araştırma çalışmasını yapan Eda Sezgin ile
Ağustos 2019'da gerçekleştirdiğimiz söyleşi.

1998
“Dernekçilik zor bir iş; esas olan, kulağa hoş gelen ama hayata geçirilmesi zor bir kavram olan “sürdürülebilirlik.” Neresinden bakarsanız bakın 40 yıllık bir dernekten bahsediyoruz. Türkiye'de kesintisiz 40 yıl bence bir mucize! Dernekçilik aynı zamanda çok şey yapmak isteyip de kimseye yaranamamak demek; değişen bir dünya, artan beklentiler, farklı bakış açıları... 1998 yılında Yönetim Kurulu’na girdim. Genç bir ekiptik, aramızda bir hiyerarşi, kuşak çekişmesi ya da çatışması da yoktu; yaşça da birbirimize yakındık.

New York’ta okuduğum dönemde AIGA (American Institute of Graphic Arts) üyesi olmuştum. Öğrenci üyeliği vardı ve bu sayede pek çok etkinliğe katılabiliyor, sergiler izliyordum. Bir iki defa da Manhattan’daki merkezlerine gitmiştim. Dikkatimi çeken şey çalışanların profesyonel olmalarıydı, bir ofis düzeni vardı.
Dernek yönetimi olarak birlikte çok iyi işler başarabilirsiniz ama amaç sürdürebilirlik ve bilgi aktarımı ise, değişen bireylere rağmen arka planda süregiden ve sistemli bir işleyişin olması gerekir. Öğrencilik yıllarımdan itibaren izlediğim GMK'yı köklü ama daha çok kişisel çabalarla şekillenmiş, kurumsallaşması ve farklı seslere açılması gereken bir yapıda görüyordum. Yönetim dönemimizde bu doğrultuda derneğe kalıcı bir yer edinmek için çok gayret gösterdik ama başarılı olamadık. Şimdi bu işlerin ne kadar zor olduğunun bilinciyle, başka bir perspektiften de bakabiliyorum; bizden önceki kuşaklar grafik tasarımın bir meslek olarak görülmesi için özveriyle çalışmış, önemli üretim ve etkinliklere imza atmış, insan yetiştirmişlerdi. Durumları bağlamlarında değerlendirmek lazım. Bugün mesleğimiz adına birşeyleri tartışabiliyorsak, çağdaş ve profesyonel standartlarda üretim yapabiliyorsak, tüm bu çaba ve birikimlerin yeri var.”
2000
Dediki Çalışma Grubu'nda Ulaş Eryavuz, Çağla Turgul ve Burcu Kayalar ile beraberdik. Aramızda işbölümü yapmıştık; her sayısını birimiz tasarladı. Önce Tibor Kalman'la ilgili bir yayın yapmıştık, sonra Dediki formatına geçtik. Grafik Ürünler Yarışması’nda süreli yayın tasarım ödülü de kazanmıştık.”

2001
“GMK, web sitesi öncesinde GMK Forum’u kurmuştu, bir tür chat odası. Amaç katılımcıların mesleki konularda tartışabilecekleri, birbirlerine yardımcı olabilecekleri çevrimiçi bir ortam yaratmaktı. Bir gün merak edip girdim; bedel olarak derneğin önerdiği ama yüksek bulunan fiyatların nasıl düşürebileceği konusunda hararetli bir tartışma vardı. Tuhafıma gitmişti. Derdimiz ‘nasıl düşürmeliyiz’ değil, ‘nasıl yükseltiriz’ olmalıydı. Tasarımcılar olarak hakkımızı nasıl alırız temel meselemiz olmalıydı.”

“2001 yılında Burcu Kayalar ile beraber GMK’yı temsilen Johannesburg’daki ICOGRADA toplantısına katıldık. Orada bizden tasarım fiyatlandırma yöntemimizle ilgili bir sunum yapmamız istenmişti. GMK’nın Önerilen Taban Fiyat Listesi uygulaması bizden yıllar önce başlamıştı. Ajansta çalıştığım dönemde de Reklamcılar Derneği’nin fiyat listesiyle beraber baz alınıyordu. Kendi işimi yapmaya başladığımda ise GMK’nın fiyat listesi, benim gibi bağımsız çalışan tasarımcıların sıkça başvurduğu bir referanstı. Fakat bir noktada gerçeklerden kopmuştu. İş başa düşünce anladım bunu. Niyet çok iyidi, ama o tarifeye dayanarak mesela bir kitap tasarımı için uygulama dahil öyle bir fiyat çıkartıyordunuz ki, o günün koşullarında neredeyse bir daire satın alınırdı. Şimdi bu parayı hangi müşteri size verecek, hele daha yolun başındaysanız? Belki bir ajansa ya da yabancı bir tasarımcıya çok görmezlerdi ama yerli bir tasarımcı sözkonusuysa bir daha düşünürlerdi. Dolayısıyla tarife bazı durumlarda işlevsiz kalmaya başlamıştı, haksız bir rekabet de doğuruyordu. Böyle zorlukların olduğu bir dönemde katıldık ICOGRADA toplantısına. İlk gün, önce Alman meslek örgütü temsilcileri sunumlarını yaptı. Hani ülkelerinde 15:02’de beklenen tren tam 15:02’de gelir ya, hesap yöntemleri de aynı; ofis kirasından ısınmasına, kurye masrafından harcanan elektriğin kilovat saat ücretine, tükettikleri sudan satın aldıkları fontlara kadar herşey en ince detayına kadar hesaba katılıyor neredeyse. Ardından sahneye Japonlar çıktı, onların sunumu daha da detaylıydı. Bu iki örneğe kıyasla kanımca biz yeterince sağlam bir argüman sunamadık. Somut dayanağı kalmamış (yıllarca süren yüksek enflasyon dışında) bir fiyatlandırma yöntemini anlatmakta zorlandık. Açıklaması güç ve işlevini yitirmiş olan bu listenin kaldırılmasının doğru bir karar olduğunu düşünüyorum.
Back to Top